— Aralık 2007 için Arşiv —

Kaynana Betül Hanım - 1

Yazan: E. Ali
Aralık 24, 2007

İtirazım var programının bugünkü konusuna biraz baktım. Birbirlerini seven genç bir çift ve genç dul bir kaynana.

Önceleri her şey çok iyiymiş. Sonra kayın baba ölmüş. Betül Hanım genç yaşta dul kalmış. Damat Bey kaynanasıyla aynı evde oturmak istemiyormuş. Kaynana anlayış göstermiş. Çok da güzel bir hanım. Yalnız yaşamaya alışmaya gayret etmiş. Kedisinin sayesinde başarmış da.

Ama Betül Hanım yine hüsrana uğramış. Kedisi ölmüş. Kedi deyip geçmeyin. Kedileri tanımayanlar Betül hanımı anlayamaz. Kediler maneviyatı yüksek hayvanlardır. Bu konuda insandan ileridirler. Eğer kediniz varsa kendinizi yalnız hissetmezsiniz.

Betül hanımı kedinin yokluğunda teselli etmek için kızı onunla daha çok vakit geçirmeye başlamış. Betül hanımın kızı çalışıyor. Doğal olarak annesini işten sonra ziyaret edebiliyor. Bazen yorgunluktan annesinin evinde uyuyor.

Bir değil iki değil. Sonunda damat Bey isyan etmeye başlıyor. Araları açılıyor. Genç kadın annesinin evine temelli yerleşiyor.

İtirazım var programına çözüm bulmaya geliyorlar ve çözüm bulamıyorlar.

Betül Hanım haklı. Türk geleneklerine göre, genetik hafıza meseleleri Betül hanıma asla pes ettirmeyecek.

Bizde şöyledir: Bir kadın yaşlanırsa, kocası da ölürse aile içindeki söz hakkı en yüksek kişi odur. İkinci evliliğini yapmaz, hayatını çocuklarının ailelerinin otoritesini sağlamaya adar. Şimdi pek kalmadı ama çocukluğumdan öyle hatırlıyorum. Babamın bir halası vardı. Zaman zaman köyden İstanbul’a gelirdi. Ailede daha doğrusu sülalede herkes ondan son derece çekinirdi. Hatta onun yanında koskoca adamlar ellerini nereye koyacaklarını şaşırır, nefes alıp vermelerinde düzensizlik başgösterir, ayrıca yutkunma problemleri yaşarlardı. Saadet Hala o kadar otoriteye sahipti anlayacağınız. Gelinler bu kaynanayla aynı sofrada yemek yiyemezlerdi. Sadece hizmet ederlerdi.

- Bizim öz Türk törelerimizden konu açılmışken birkaçını daha yazayım: Kadınlar eşleri ölünce evlenmez. Artık aile sorumluluğu ona aittir. Eşleri ölmüş kadınların hepsi için geçerli değildir bu. Eğer eşi ölmüş bir kadının kimi kimsesi yoksa o kadın ikinci evliliğini yapabilir.

- Bizde çok eşlilik asla yoktur. Soyumuzun tarihinde tek bir vakaya rastlanmamıştır.

- Kız kaçırmak da öyle. Ne kız kaçırmak ne de kızın kocaya kaçması gibi olaylara asla rastlanılmamıştır, şimdi de yoktur.

- Başlık parası geleneği bizde hiçbir zaman görülmemiştir.

Yine Betül Hanıma dönelim:

Kadıncağız istiyor ki kızı ve damadına hizmet etsin. Onlar çalışıyorken onların yemeğini yapsın. Geldiklerinde yemeklerini hazır bulsunlar. Betül hanım torun istiyor. Onlar çalışsın ben çocuğa bakarım diyor. Ama damat istemiyor. Ayrı ev diye tutturmuş, Nuh diyor Peygamber demiyor.

Nankör damat böyle kaynanayı nerede bulacaksın?

Betül hanım siz de artık bırakın bizim eski örfleri adetleri. Kendinize uygun bir eş bulun evlenin. Henüz çok gençsiniz. O nankör damat için değmez uğraşmaya. Eski Türk aile otoritesi tarihe karıştı artık. Ne yaparsanız yapın sevilmeyeceksiniz sayılmayacaksınız. Onlar eskidendi. Çıkın hava alın arkadaş ediniz gezin tozun ya da kendinizi ibadete verin. Sosyal aktivitelerle ilgilenin. Bırakın bu eski aşiretçilik takıntılarını. Küçük aile, büyük aile, dev aile artık tamamen geçmişte kaldı. Şimdi sadece çekirdek aile anlayışı hâkim. Batı toplumlarında olduğu gibi.

Böyle olunca boşanmalar çok yaygınlaştı. Şu çok pahalı özel okullarda hem zengin hem iyi eğitimli kişilerin çocukları okuyor. Her sınıftaki öğrencilerin yarısının anne babaları boşanmıştır. Artık çok medeniyiz.

Başında büyükleri olmayan her iki çiftten birisi çocuk yaparlar ve peşinden boşanırlar. Batılı olduk artık. Başlarımız göğe erdi. Çok çağdaşız çok mutluyuz. Çocuklarımızın çifter çifter anaları babaları var. Bir boşanma sonucu bir çocuğun aniden anne sayısı ikiye, baba sayısı ikiye çıkıyor. Nerde görülmüş bu bolluk?

3 Yorum »

Konu ile ilgili Diğer Yazılar


Blog'da şu anda ziyaretçi var.