Atatürk ve Lâtife hanım Evliliği

Yazan: E. Ali
27 Ekim 2008 — Kategori: Tarih

Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve Latife Hanım 29 Ocak 1923’te evlenmişler.

Tanışmaları:
11 Eylül 1922’de, Türk ordusunun İzmir’e girişinin ikinci günü Başkumandan Mustafa Kemal’in şehre geldiğini duyunca Lâtife Hanım karargâha giderek kendisiyle tanıştı ve güvenlik gerekçesi ile karargâhını babasının Göztepe’deki köşküne taşımasını teklif etti. Aile, Atatürk’ü 20 gün köşklerinde ağırladı.

Evlenmeleri:
Bu tanışmadan sonra haberleşmeleri devam etti. Bir süre sonra Mustafa Kemal’in annesi Zübeyde Hanım da, sağlık sorunları nedeniyle İzmir’e gittiğinde köşkte ağırlandı. Zübeyde Hanım’ın 14 Ocak 1923’te ölümü üzerine İzmir’e giden Mustafa Kemal ile Latife Hanım 29 Ocak 1923’te Muammer Bey’in evinde, sade bir nikâhla evlendiler. Bu, nikâhta kendileri de bulunduğu için dönemin âdetlerine uymayan bir törendi. Mareşal Fevzi Çakmak ve Kâzım Karabekir Mustafa Kemal’in, Mustafa Abdülhalik Renda ile Salih Bozok ise Latife Hanım’ın tanıkları idi. Nikâhta Atatürk mihir olarak Lâtife Hanım’a 10 dirhem gibi çok az bir para vermiş. Bunun sebebini kadın – erkek arasındaki eşitliğin gözetilmesi şeklinde yorumlayanlar olmuş.

Atatürk ve Latife Uşaklı evlilikleri fotoğrafı

Atatürk’ten anlamlı evlilik hediyesi:
Bu hediye, Atatürk’ün savaşlarda boynunda taşıdığı, kibrit kutusu kadar büyüklükte bir altın muhafaza içinde bulunan el yazması bir Kur’an-ı Kerim imiş. Bunu Latife Hanıma verirken, “Bu seni korusun” demiş.
Evlendiklerinde Latife Hanım 24, Atatürk ise 41 yaşındaymış.

Boşanmaları: Evlilikleri iki yıl sürmüş. Atatürk’ün Fikriye adında bir kadını sevdiği, kadının 1924’te öldüğü veya öldürülmüş olabileceği anlatılıyor. Ölse de Latife hanım gibi kuvvetli ve değişik bir kişiliği olan bir kadın bunu affedemiyor. Zaten son zamanlarda Latife Hanımın Atatürk’le olan işbirliklerinin, Latife Hanımın her konuda söz sahibi olmak gibi eğilimlerinin Atatürk tarafından azaltılması, engellenmesi Latife Hanımı yeterince üzmüş, rahatsız etmiş. Aralarında başka tatsız olaylar da yaşanmış. Fikriye Hanım ise, Latife Hanım’ın tabiriyle “bardağı taşıran son damla” olmuş ve boşanmak istemiş. Boşanmayı ilkin Latife Hanım istemiş. Atatürk ise, İslami boşanma kurallarına göre Latife Hanımı nikahından çıkarmış. Boşanmaları Medeni Kanunun yürürlüğe girmesinden birkaç ay önce gerçekleşmiş. Yoksa boşanmaları daha değişik yolla olacaktı. Latife Hanımın boşanmasından yıllarca sonra söylediği bir söz: “Şimdiki aklım olsaydı başka türlü idare ederdim. Çevrede o kadar yiyici vardı ki, ben de çok toydum, mücadele edemedim.” Latife Hanım hakkında kısaca bilgi edinmek için şu linki tıklayın: Vikipedi – Latife Uşşaki

Notlar:
1- Bu yazımı çeşitli kaynaklardan derleme bilgilerle kendime göre hazırlayarak ilkin 29 Ocak 2007 tarihinde eski blogumda yayımlamıştım.
2- Yukarda benim yazdığım bilgileri çok daha fazla ayrıntılı okumak için İpek Çalışlar’ın “Lâtife Hanım” adlı kitabını alabilirsiniz.
3- Söz konusu kitabın güzel bir özetini şu blog sayfasından okuyabilirsiniz: Blogcu Alhaz – Lâtife Hanım
4- Aşağıdaki yorumlardan “gkatekana” rumuzlu bir okuyucunun yazdığı yorumda kitap hakkında ve Lâtife Hanım hakkında iligi çekici fikirler bulabilirsiniz.

Konu ile ilgili Diğer Yazılar

    • No Related Post

“Atatürk ve Lâtife hanım Evliliği” için Yorum Yok

  1. admin diyor ki:

    29 Ocak 2007′de gelen yorumlar:

    1- Yazan: Meşale
    Merhaba değerli insan,
    Liderler, hayatın her aşamasında mücadele içerisindelerdir. Bu mücadelerden dolayı kimi zaman evliliklerini bile ihlal edebiliyorlar ve gerekli sürekliliği sağlayamıyorlar. Buna, eşinin de liderlik söylemleri eklenince aile hayatı daha da çekilmez oluyor. O lider, bir de kurtarıcı ise ve ülkesinin en zor anında, en katlanılmaz şartlarında mücadele arsuzunu koruyorsa maalesef evlilik kurumuna gerekli önemi gösteremiyor. Bilmediğimiz daha başka şeyler de olmuş olabilir. hatta Atatürk, evliliğin bitmesinde baş sorumlu da olabilir.
    Sözün özü; Lider ruhlu kişileri anlamak ve belli bir kalıba koymak çok zordur. Diğer kişileri değerlendirdiğimiz gibi o kişileri değerlendirmeye kalkarsak yanılırız. Keşke, mutlu ve sürekli bir evlilik yapabilseydi ve sigara, içki gibi kendini bitiren zararlı alışkanlıklardan kurtulabilseydi; belki de daha iyi olabilirdi…
    Sevgi ve saygılarımla…

    2- Yazan: Sedencik
    Latife hanımın ölene dek konuşmaması ve açıklamalar yapmamasına çok saygı duyarım. bazen de düşünürüm, acaba başka bir evlilik ve yeni bir nesil olsaydı Atatürkün dolayısıyla Türkiyenin kaderinde nasıl değişiklikler olurdu kim bilir.

    3- Yazan: Gkatekana
    Latife Hanım hakkında kulaktan dolma ve bir kaç çekilen belgesel ve filmdeki bir iki kare hariç kendisiyle ilgili bilgim çok sınırlıdır. Oldum olası merak etmeme rağmen onunla ilgili bir bilgi öğrenme zahmetine de girmedim. Merak etme sebebim onun Atatürk gibi biri tarafından eş olarak seçilmesiydi. Hakkında hiç bir şey bilmediğimden Latife Hanım’dan bahsedilirken Hep “Neden Latife Hanım?” diye sormaktan alıkoyamazdım kendimi. Ta ki bu kitabı okuyuncaya kadar.
    Kitabı aldım ve okumaya başladım, Latifeyi okudukça Atatürk’ün onu neden tercih ettiğini anlayabilmiştim. Bence Atatürk için seçilecek en iyi eş Latife’ydi.
    Kitap 1919 yıllarında İzmir’in yunanlılar tarafından işgali ile başlıyor.
    Başlarda hep Latife Hanım’ın ailesini anlatıyor o kısımlar bana çok sıkıcı geldi, çoğunu tanımıyorum çünkü. Sadece Halit Ziya Uşaklıgil tanıdık bir isim onun dışındakiler tamamen yabancı. Latife Hanım İzmir’in en zengin ailelerinden. Ailesi Latife’nin eğitimine çok önem vermiş. Latife beş dili ana dili gibi konuşuyor. Son derece modern ve demokratik bir aileye sahip.
    Latife Hn. son derece devrimci biri ve kadın haklarına karşı son derece ilgili. Atatürk’le de sevgi değil mantık evliliği yapıyor. Her ikisinin tercihi de bu yönde. Atatürk ilk önce evlenmek istemiyor; Latife Hn. ile birlikte yaşamak istiyor. Latife Hn. burada da son derece kendinden emin: asla böyle bir şeyin olmayacağını söylüyor. Ve Atatürk Latifenin bu kati tavrı karşısında Latife hn ile evlenmeye karar veriyor.
    Latife Hanım Atatürk’ün en büyük yardımcılarından biri oluyor. Onun dış işi yazışmalarını ve çevirilerini yapıyor. Aldığı devrimlerde büyük roller oynuyor (özellikle kadın hakları konularında(. Sabahları Atatürk’ten önce gazeteleri alıp okuyor ve önemli yerlerini işaretleyip Atatürk’e zaman kazandırıyor.
    Gelen tüm misafirleri kendi ağırlıyor. Sofra düzeni ve diğer tüm yaptığı işler her gören tarafından hayranlık ve büyük beğeni ile karşılanıyor. Atatürk de Latife Hanım’ın eğitiminden kültüründen son derece memnun ve gururlu.
    Atatürk gittiği her yere Latife Hanım’ı da götürüyor. Türk kadınlarına örnek olması için. Aynı zamanda dünya basını da O’na çok büyük ilgi gösteriyor. Ve yaptıklarını takip ediyor.
    Latife Hanım her şeyin düzenlemesi ile ilgileniyor; hatta Atatürk’ün arkadaşlarının bile gelip gitme düzenini sağlamaya başlıyor. İlk önceleri bu düzenlemeler hoş görünse de arkadaşlar kısmındaki bu kısıtlamalı yaşam bir müddet sonra Atatürk’ü ve arkadaşlarını da rahatsız ediyor.
    Bu arada Atatürk’ün sağlığında sıkıntılar başlıyor. Latife bu nedenden Atatürk’e bir perhiz programı uyguluyor. Çok da güzel sonuç veriyor. Ancak bir müddet sonra bu kısıtlamalar daha sıkıcı gelmeye başlayınca. Bazı tartışmalar yaşanıyor. Bunlardan birinin de nedeni kitapta yazılmamış. Bu bir sır olarak kalmış. Atatürk Latife Hanım’dan boşanmaya karar veriyor.
    Latife’nin bundan sonraki yaşamı tam bir inziva şeklinde, kapılarını ölene dek Mevhibe İnönü ve kendi bir iki akrabası dışında kimseye açmıyor. Atatürk’le boşandıktan sonra saklamış olduğu mektupları yer alıyor. Sağlık için yurt dışına çıktığında da takma ad kullanıyormuş.
    Atatürk Latife’yi öylesine sevmiş ki Latife Hanım kadın milletvekili olmak istediğinde “Kadın milletvekili çok bulunur. Ancak ben senin gibi bir eş bir daha bulamam” demiş.
    Latife için “Hep kendisini Atatürk ile bir tutmuş hatta kendisini Atatürk’ün önünde görmüştür” diyenler çok olmuştur. Latife Hanım’ın Atatürk’ün emsali olmadığı düşünülmüştür hep. Bunlara hiç katılmıyorum. Tüm bunlar doğru olsa Atatürk eş olarak zaten Latife Hanım’ı seçmezdi.
    Ve Latife’yi sıradan biri görmek isteyenler: o asla sıradan değildi. Şimdi bile Latife Hanım’ın emsalinde kaç bayan var diye sorarsanız. Hala acaba var mıdır diye sorarım.
    Nasıl Atatürk’ün yeri doldurulamamışsa bence Latife Hanım’ın da doldurulamamış. Bir de üstüne gereken değer bile verilmemiş. Neden Türk milleti onun hakkında bu kadar yanlış bilgilere sahip?
    Latife’yi okuyunca bu kitapta kendisine hayran oldum. Yazık ki çok hazin sonla bitti yaşamı.
    Ve benim şahsi düşüncem yaşamında Latife Hanım kadar kimse sevmemiştir Atatürk’ü.
    Latife sofraya öküzümüzden sonra oturtulmaya evet demeyen kadınlardan olduğu için mi bu kadar suçlandı beğenilmedi? Ben bu kitabı da Latife Hanımı da çok beğendim.

  2. admin diyor ki:

    Bu yazım için 29 ocak 2007 tarihinde yazdığım bir değerlendirme yazısı:

    Latife Hanımın yıllar sonra demiş olduğu gibi, gençliğin verdiği toylukla büyük bir yanlış yapmış.
    Çıkar çevrelerinin Atatürk’ü kullanmaya veya yönlendirmeye çalışmaları elbette Atatürk’ün de gözünden kaçan bir şey değildi. ama henüz 24 - 25 yaşlarındaki bir insan ile olgun, gayet tecrübeli bir insanın alacakları tavırlar başka başkadır.
    İnsanın aldığı eğitim, sahip olduğu bilgi ne kadar yüksek olursa olsun tecrübe kazanmadıkça insanı yanlış hareketlere sürükleyebilir.
    Şimdiki gençlikte de benzer özellikler var.
    Bir iki sene bir şeyler öğrenmekle, daha da kötüsü kulaktan dolma bölük pörçük bilgilerle kendilerini büyük dava adamı sanan gençlerimiz çok.
    Latife Hanıma gelince, o zamanın ve hatta bugünün şartlarına göre olağanüstü güzel bir eğitim almış, aynı zamanda çok da zeki bir insanmış. Batı kültürünün de çok fazla etkisinde kaldığı ayrıca anlaşılıyor.
    Her ne olursa olsun, aslında gençliğindeki toyluğuyla, bir şeyleri değiştirme heyecanıyla ve devrimci kişiliğiyle çevresiyle olan uyumu bir arada tutamamış.
    Bugünkü gençlikte de benzer özellikler çok yaygın.
    özellikle solcu, islamcı ve ülkücü gençler kabına sığamıyor, savaş istiyor, kan dökmek istiyor. bunları Latife Hanım’ın gençlik halinden tamamen ayıran farkları ise, iyi bir eğitim almamış olmaları, saygıdan, sevgiden, edep ve terbiyeden yoksun olmaları.
    Evet, her şeyin başı iyi bir eğitimdir, ama eğitimde gençlere uzun vadeli hedefler belirleyerek hareket etmeleri, sabırlı olmaları ve tecrübenin değeri iyice belletilmelidir.. Eğitimi verirken eğitimcilerin her şeyi düşünmeleri gerekir.
    Eğitimi gelişi güzel vermek, saldım çayıra mevlam kayıra demekten farklı değildir.
    Eğitimcilik çok büyük bir sorumluluk duygusu, gerçek bir şefkat, mükemmel bir gözlemcilikle beraber ileri görüşlülük de ister. bilgilerini her zaman tazelemeleri, pedagoji alanındaki gelişmeleri takip etmeleri gerekir. Kendilerindeki eksiklikleri devamlı araştırıp her zaman uyanık olmaları gerekir.

    Bu değerlendirmeme aynı tarihte, eski blogda yapılan bir yorum:
    Yazan: Hüseyin
    Gençleri çok yalnız bırakıyorlar bence, yukarıda saydığınız olumsuzlukları sadece iyi bir eğitimle sağlamak bir ölçüde mümkündür de bunun için öncelikle eğitimcileri doğru yetiştirmek gerekir. Bu üniversitelerde yapılamıyorsa en azından atandıkları okullarda örnek alabilecekleri deneyimli -yaşlı- öğretmenlerle sağlanmalıdır. Yani; bir okuldaki öğretmenlerin çoğu genç olmamalı, yaşa göre atama yapılmalı diye düşünüyorum.
    Gençlerin yanlız kalması; hani bir söz var ya ‘kızı başıboş bırakırsan ya davulcuya varır ya zurnacıya’ gençlerin geneli için şimdi hâl böyle.
    Herkes kendi tarafına çekmek istiyor, sizin de söz ettiğiniz gibi; islamcısı solcusu, milliyetçisi…
    Düşünen insan bunların hiçbirinin tekelinde kalmamalı, gerektiğinde bir ülkücüden daha milliyetçi, kendini islamcı sanandan daha islamcı, solcu sanandan daha demokrat olabilmelidir.

  3. Atat diyor ki:

    [...] Latife Han

Yorum Yapın

XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

 
Blog'da şu anda ziyaretçi var.