Çağdaş Şirketin Çağdaş Pazarlamacısı

Yazan: E. Ali
15 Mart 2008 — Kategori: Alışveriş

Aşağıdaki yazıyı alternatif köşe yazarı blogcu Hussoloji’nin “hayvan kaynakları >>>” adlı yazısına yorum olarak yazacaktım ama uzun olduğu için yazıyı (yorumumu) zenginleştirerek burada yayınlamayı düşündüm.

İnsan Sömürmenin Daniskası - Modern Kölelik
Pazarlamacılık: Sen bir şirkete köle olursun ve o şirket için her gün taze av peşinde koşarsın. Yoksul insanların hayatlarını mahvedeceksindir. Bu senin hiç de umurunda değildir, asla umurunda olmamalıdır. Para kazanmak için tek hedefin insanları ikna etmek olmalı… İnsanların sömürülmelerine aracı olmak için sen de sömürülmektesindir. En iğrenç şekilde…

Geçenlerde (birkaç ay önce) bir telefon geldi. Annem açtı. Bilmeden düşünmeden arayan kişinin abim için aramış olacağını düşünmüş olacaktı ki arayan kişiye abimin adını ve de ne derecede hasta olduğunu anlatmıştı.
(Abim evden tek başına çıkamayacak derecede ağır kalp hastasıdır.)
Sonra annem telefondaki kişinin ne dediğini anlamadığı için telefonu bana verdi.
Telefonda genç bir adamın sesi; hiç nefes almadan, yutkunmadan, hatta salyaları akıyor gibi konuşarak şirketlerinin “bizim için” yapacağı sağlık, ambulans vesaire hizmetlerini uzun uzun telaşla anlatıyordu. Adamın bu tarz konuşması her işiten kişiye iğrenç gelir, burası kesin.

Sonra bana kredi kartım olup olmadığını sordu. Var ama limit kapalı, asgari ödemeleri zar zor ödeyebiliyorum dedim. Israrla adımı soyadımı sordu. Adımı söyledim, soyadımı biliyorsunuz zaten dedim. Kredi kartı numaramı da, arka taraftaki güvenlik kodunu da istiyormuş. Soyadım şartmış. Hiçbirini vermedim.
“Siz abim için aradınız. Madem onun hakkındaki bilgiler elinizde mevcut o halde nasıl olur da soyadımızı bilmiyorsunuz?” diye sordum. Güvenlik içinmiş. Adam aç kedilerin kasap dükkanı önündeki ısrarlı miyavlamaları tarzındaki konuşmalarıyla durmadan ısrarla konuşuyor da konuşuyordu. Gerçekten sesi aynen salyaları akıyor gibi geliyordu.

Benim canım sıkıldı. Şirket hizmetlerini överek beni ikna etmek için o kadar dil döküyordu ki bu süre içinde düşünme payı bile buldum. Annem yanılmış olabilirdi. Abimin adını onlar mı söyledi yoksa annem mi onlar sormadan anlattı merak ettim şüphelendim.

Bu kadar rezilliğin karşısında, soyadımı almak için nefes almadan, yutkunmadan konuşan bu adamı terslercesine adamın sözünü keserek hizmet istemediğimizi anlattım, telefonu kapattım. Daha sonra adamın adını verdiği şirketi internetten araştırdım. Haklarında şikayetler de vardı övgüler de. Ciddi bir şirketmiş. Aslında amaç hizmet değil para, ama öncelikle para. Fakir insanları bile “kredi kartları varsa” zorla bağlayacaklar, onlardan devamlı para sızdıracaklar, mağdur kişi elbette kredi kartı borçlarını ödeyemeyecek ve hacizle karşılaşacak. O şirketin ve o şirketin pazarlamacılarının hiç de umurlarında değil bütün bunlar.

Şikayetlerden bazıları hatırladığım kadarıyla şunlar:
Ücretsiz hizmet diye söz verip kredi kartından para çekmeleri. Az da değil.
Hizmet vermedikleri halde kredi kartından aidat ücreti kesmeleri..

Anneme sordum. Telefondaki kişi ne abimin adını biliyormuş ne de onun hasta olduğunu. Sağlık hizmetlerinden bahsedince annem sanmış ki birisi bize yardımcı olmak için o şirkete bizden bahsetmiş. Bu yüzden o kişiye abimi anlatmış. Ben de annemin bu hatası yüzünden ilkin o şirketin bir hayır şirketi olduğunu düşünmüştüm.

Ben sorduğumda telefondaki nefes almadan konuşan adam bana “Evet, abinizin adını bize sizi tanıyanlar verdi. Biz de hizmetlerimizden faydalanmanız için size yardımcı olmaya çalışıyoruz” diye cevap vermişti. Nefes almadan, yutkunmadan devamlı konuşarak…

Çağdaş şirketler okumuş gençleri nasıl dolandırıcılığa, hırsızlığa itiyor tipik bir örneği. O zavallı genç şirkete müşteri bulup iğrenç primleri kazanmak için dolandırıcılığın daniskasını yapıyor. O “çağdaş” şirketler onları bu ahlaksızlığa itiyor. Ne kadar müşteri, o kadar pirim….

Konu ile ilgili Diğer Yazılar

“Çağdaş Şirketin Çağdaş Pazarlamacısı” için 4 Yorum

  1. hussoloji diyor ki:

    Pazarlamalacılık bu çağın en ilginç mesleklerinden birisi olsa gerek… Ya da ben öle düşünüyorum…

    *****
    Cevap:
    Çağımızın getirdiği en ilginç meslek belki de..
    Pazarlamacıların adı çoğu çevrelerde kötüye çıkmış durumda. Çünkü şirketler pazarlamacı eğitiminde sadece para kazanmayı düşünüyor. İnsanların halinden anlayan bir pazarlamacı görmedim. Her birine durumumu anlatmışımdır. Borçlardan batmışım, bitmişim, bir şey satın alacak durumda değilim demişimdir. Sanki ben öyle demiyorum da “beni ikna etmek için biraz daha çalışın” diyorum. Adamlar robot gibi mallarını satmaya programlanmış. Yeter ki senetleri imzalatsınlar, kişiyi taksite bağlasınlar. Tek dertleri bu. Acaba pazarlamacılar için en kolay lokma zor durumdaki insanlar mıdır diye düşünmeden edemem. Ben sadece bu tiplere rastladım. Başka bir bilgim yok.

  2. hüseyin diyor ki:

    Bizi de son bir sene içinde 4-5 kez aradıkları olmuştur. Ben isim vermedim, onlar telefon numarasından babamın adını soyadını bildikleri için hemen onu istediler, ben dinlemedim bile, her seferinde uzatmadan kapattım. Siz isim vermemişsiniz ama bence verseniz iyi olurdu. Orada şişlicard bu yakada kadıköykart, adama diyorum Kadıköy neresi Pendik neresi, ne hizmetinden bahsediyorsunuz… bi de belediyeyle anlaşmalı gibisinden laflar edince millet belediyeden arıyorlar sanıyor, böyle yazılarla gerçekte ne olduğu konusunda dikkat çekmek gerek. Belki iyi bir şirkette olabilir ama hedef kitlesi zenginler olmalı o halde, anlamadan dinlemeden üyelik parası alınan yoksul vatandaşlar değil.

    *****
    Cevap:
    İsim verdim, soyadımı vermedim. Adamın yalanı ortaya çıktı. Asıl amacı kredi kartı numaramı almaktı. Numarayı, adımı soyadımı alınca işi bitirmiş olacaktı.
    Onların umurunda mı zenginmiş fakirmiş.. kredi kartı sahibi kişileri bulsunlar yeter.
    Zenginleri kolay ikna edemezler. Ben zengin olsaydım herhalde kendim en sağlam bağlantılarımı kurmuş olurdum. Onlar geldiğinde benim en iyisinden her şeyim var derdim. Zengin kişilerden tanıdıklarım olmuştu. Böyle tiplerle ne ilgilenirler ne saygılı davranırlar. Bizim gibi ezilmiş garip kalmış halk kitlesi insaflı oluyor o pazarlamacıları incitmeye kıyamıyor. Aslında anlattıklarını duymazdan gelerek ikna çalışmalarına devam ederlerse küfrü basacaksın. Bunu istiyorlar. Başka çaresi yok. Bahsettiğin belediye bağlantılı vesaire olarak şimdiye kadar hiç aranmadık.

  3. hüseyin diyor ki:

    “İsim verme” diye bahsettiğim sizi arayanları yazıda açıkça belirtme olarak demek istedim ama yanlış anlaşıldı sanırım. Yazı madem böylelerini eleştiri amaçlı sizi kim aradıysa onu yazarak başkalarını uyarmalı, yani siz üstü kapalı eleştirmişsiniz. -silebilirsiniz-

    *****
    Cevap:
    Silmeye gerek yok. Senin ilk cümlenle bağlantılı algılamışım. İsim vermedim, çünkü hatırlayamıyorum. aradan birkaç ay geçti. O gün internetten araştırmıştım. Buna rağmen şirketin adı aklımda kalmamış. Nedense o gün yazmayı akıl edememişim. Günü gününe yazasaymışım çok iyi olurmuş aslında. Bugün bahsettiğim yerdeki yazıyı okuyunca bu yazı ortaya çıktı. Oraya yorum olarak yazacaktım. Uzayınca buraya aldım.

  4. Ticarette Arsızlık | E. Ali diyor ki:

    [...] ticaret ve mal pazarlama insanlara “gerekli” şeyler satıp kâr ederek geçimini sağlamak şeklinde değil, [...]

Yorum Yapın

XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

 
Blog'da şu anda ziyaretçi var.