‘Bilim’ Kategori Arşivi
Erkek niçin savaşçı, Kadın niçin barışçı
Bir Gazete Haberi
Papua Yeni Gine’nin dağlık bölgelerinde yaşayan iki kabilenin kadınlarının 10 yıldır savaşmamak için akıl almaz bir yola başvurdukları ortaya çıktı.
Yıllardır erkeklerini savaşta kaybeden Papua Yeni Gine’nin Goroka Dağı’nda yaşayan Agibu ve Amosa köylerindeki iki ayrı kabilelerin kadınları, savaş yaşanmaması için 10 yıldır doğan erkek çocuklarının hepsini öldürdü.
Agibu köyünden Rona Luke, “Kabileler arasındaki savaş 20 yıldır devam ediyordu. Doğan erkek çocuklar büyüdüklerinde savaşçı oluyordu. Kadınlar karşılıklı erkek çocukları öldürmeye karar verdi. Bu zamana kadar kaç çocuğun öldürüldüğünü bilmiyorum ama çok korkunç ve kabul edilemez bir şeydi. Ancak mutluluğumuz için bunu yapmak zorundaydık” dedi. Ancak savaş yaşanmaması için yapılan bu uygulama her iki tarafta da erkek nüfusunu bitirme noktasına getirdi. Şimdi iki kabile arasında kurulan barış komitesi sayesinde bu uygulamaya son verildi.
Haberi okudunuz. Bu olay insanoğlunun dişi bireylerinin içgüdülere ve doğaya bir isyanıdır diye düşünüyorum. Çünkü vahşi olduklarını düşündüğümüz bu kadınların savaş ve şiddetin gerçek sebebini tespit etmiş olduklarını görüyorum. Evet, doğru bir tespit ama mücadele yolu yanlış.
Erkekler Niçin Savaşır
Soldaki haber örneğinden de gördüğümüz gibi dünyanın her yerinde erkekler savaşır, kan döker. Kadınlar ise genelde zulme, şiddete karşıdır.
Aslında her şey cinsel içgüdülerle ilgili. İnsanoğlu dinlerin ve toplumda bir şekil almış kültürün etkisiyle havyalarla aynı olması gereken çoğu özelliklerini engellemek zorunda kalıyor. Diğer bazı hayvanlarda bir erkek bir sürüye hâkimdir. Çok sayıda dişiye sahiptir. İnsan da aynı içgülerle hareket etmek eğilimindedir ama din, toplumda gelişen kültür, örf, adet, töreler bu içgüdüyü büyük ölçüde engelliyor. Ancak, erkekler yine de o içgüdünün gerektirdiği hareketleri değişik değişik yollardan yapıyor. Cinsellikle ilgili içten gelen itişler erkekleri bölge sahibi yapmak, toprak sahibi yapmak, insanlar arasında sözü geçer yapmak, diğer erkeklerden üstün kılmak gibi etkilerle kendini gösteriyor.
İnsanın varlığı ve insan türünün devamı için en başta gelen içgüdü cinselliktir. Aşk ise insanların vehmidir. Gerçeği cinselliktir. Gerçekte erkeğin spermlerini bir kadının rahmine aktarması kuvvetli içgüdüsü rol oynar. Bu uğurda Kerem gibi dağları deler.
Evet, insan türünün dünyadaki varlığının devam etmesi cinselliğe, sekse bağlı. Bu uğurda erkek ulaşan, kadın ulaşılan olur. Kadın ulaşmak, ulaşmak için çabalamak durumunda değildir. Dolayısıyla savaşmak kadınlara gerekmiyor erkeklere gerekiyor.
Kadınlar Niçin Savaşa Karşıdır
Vahşi doğada erkekler hücrelerini dişiye aktarmak için aşırı bir ihtiyaç duyar. Dişiler ise her an her yönden gelebilecek ve çok zararlı olabilecek saldırılara karşı korunma ihtiyacı duyar. Bu yüzden kadınlarda tertip, düzen, koruma ve korunma duygusu, merhamet, sevgi ve şefkat yönleri çok daha kuvvetlidir. Huzur ortamı ve sessizlik tehlikeleri daha iyi sezerek tedbir almak içindir. Bu şekilde içgüdüsel olarak, “vahşi doğadaki” kadın, dünyaya yeni bireyler kazandırmak için kendisini çok sayıdaki erkeklerin bilinçsizce yapacakları ve kendisine büyük zarar verebilecekleri kaçınılmaz saldırılardan uzak tutmak zorundadır. Bir şekilde hamile kaldıktan sonra yine aynı bilinçsiz ve vahşice saldırılardan uzak kalmak zorundadır ki yevrusunu sağ salim doğursun ve büyütebilsin. Bütün bu haller kadınlarda içgüdüsel olarak vardır. Kadınların savaşa şiddete karşı olmalarının perde arkasında bu içgüdüler vardır. Yoksa savaşa karşı olmakta kadının herhangi bir aklı selim yönü söz konusu değildir.
Üreme Hücrelerine Bak İnsanları Tanı
Erkekle kadın arasındaki cinsel ilişki için her iki tarafta da üreme hücrelerinin rolleri söz konusudur. Erkekte her gün on binlercesi üretilir ve dışarı gönderilmeye hazırdır. Kadında ise 28 günde sadece bir tane üreme hücresi yumurtalıklardan rahme doğru yola çıkar.
Ayda bir oluşan bir yumurta çok değerlidir. Ona ulaşmak için milyarlarca sperm hücresi fırsat kollar. Rakiplerinin can düşmanlarıdırlar. Her biri sadece ve sadece kendi varlığının devamı için mücadele eder. Yumurta hücresine ulaşıp içine giremezse kesinlikle yok olacaktır. Sperm hücrelerinin bu hareketi erkek davranışlarına da hayatın her alanında büyük ölçüde yansıyor.
İçgüdünün olağanüstü kuvveti burada: Meselâ bir kedi “kedi türünün” değil, sadece kendi genlerinin devam ettirilmesi gerektiği yönünde içgüdüsel olarak hareket eder. Bu uğurda dişilerin başkalarından doğurduğu yavruları öldürür yok eder ki o dişi kedi kendisinden hamile kalsın ve kendisinin soyunu devam ettirsin.
İnsan bu yönden gerçekte bir kediden, bir su aygırından hiç farklı değildir. İnsan sadece içinde yaşadığı toplumun kuralları sonucu diğer hayvanların yaptıklarının aynısını yapamaz.
Bu içgüdü kısmen vahşi kalmış Anadolu insanlarında onların kültürlerinin çok önemli bir parçasını oluşturuyor. “Soyumuz devam etsin / ocağımız sönmesin” töresi.
Oysa Türk insanı çok. Sadece senin soyundan ibaret değil. Ama işte kedilerde olduğu gibi, bu çok kuvvetli içgüdü başka bir şey düşündürmez. Bu uğurda çocuk doğurmayan kadın acımasızca sokağa atılır veya üstüne kuma getirilir. Ayrıca soyun devamının erkek çocukla olacağına inanılır. Erkek çocuk doğurmayan kadın kısır hükmündedir. Kısır kadınlarla aynı değersizliktedir.
Hayvanlar Savaşı
Aşağıdaki yazıyı Türkiye Gazetesi’nin internet takviminden, günün arka sayfasından aldım. Her zaman olduğu gibi yine kaynak göstermemişler. İlginç konu olduğu için aldım. Doğru mu değil mi bilmem ama çok ilginç.
• Büyük savaşlar yalnız insanlar arasında değil, hayvanlar arasında da olmaktadır. Meşhur yazar Marco Polo’nun anlattığına göre, Hint sınırlarında fillerle kaplanlar arasında yapılmış büyük bir savaştan bahsedilir. Fillerin galip geldiği bu savaşta, ölen kaplanların sayısı 7000’e vardığı gibi, filler de savaş alanında 1500 ölü bırakırlar.
• Bir İngiliz turisti Avustralya adasında, panterlerle devekuşlarının bir muharebesinden bahsederken, bu savaşın dört ay sürdüğünü ve nihayet devekuşlarının binlerce ölü verdikten sonra alandan kaçtıklarını anlatır.
• Kongo civarındaki köylerden birinde bir sabah büyük gürültülerle uyanan yerliler, yakındaki gölün kenarında timsahlarla balıkçıl kuşların gırtlak gırtlağa geldiklerini görürler. Bu büyük savaş da birkaç gün sürer ve sonunda birkaç balıkçıl kuşu ölür ama, kör olmamış timsah kalmaz.
• Kartal ve leylek savaşlarının en büyüğü 1929 yılında Nil’in kaynağı civarında olmuş. Bu savaş 9 ay sürmüş ve sonunda kartallar mağlup olarak kaçmaya mecbur kalmışlar.
14 Mart Pi Günü
Pi sayısı (π = 3.14)
Bunu hepimiz biliriz ama bunun özel bir gün olarak kutlandığını bilenimiz yok denecek kadar azdır. Meselâ ben yeni öğrendim.
Pi Günü Amerika’da her yıl 14 Mart’ta kutlanır. Bize henüz gelmedi.
Neden 14 Mart?
Mart ayı bildiğimiz gibi yılın 3. ayıdır. Amerika’da tarihleri yazarken Avrupa’dakinin aksine ay önce, gün sonra yazılır. 14 Mart “3.14” şeklinde; pi sayısı da zaten 3.14.
Böyle bilimsel şeylere önem veren, bilimi tekniği baş tacı eden toplumlar elbette her zaman bilim ve teknoloji alanında bizden ilerde olacaktır. Kendimizle biraz fazla övünüyoruz gibi geliyor bana.
İlk Pi Günü 1988’de San Fransisko’da kutlanmış. Günün mucidi ise resimde gördüğünüz kişi, Larry Shaw.
Pi sayısı 3.1415926535… sonsuza kadar devam ediyor. Matematik tutkunları bu sayının sonsuza kadar giden rakamlarından ne kadar çok biliyorlarsa kendilerini o derecede matah bir şey sanıyor:)
14 Mart’ta, öğleden sonra saat 1.59’da kutlanıyor.
Şöyle düşünün:
π = 3.1415926535…
Bu özel günü matematik tutkunları kutlarmış diye şu siteden okudum: 14 Mart Pi Günü Resmî Sitesi >>>>>
Neler yapılıyor: Kutluyorlar işte bildiğimiz türden kutlamalar; yemeler içmeler, tebrik kartları, vesaire.
