ANA SAYFA      RSS için kaydol

Archive for the ‘blogcu arkadaşlığı’ Category

Blogcu’da Bağlantılar

Thursday, May 29th, 2008

Blogcu.com sitesinin ücretsiz blog hizmetinden faydalanan kişiler arkadaş listelerine sadece blogcu.com üyesi blogcu arkadaşlarını ekleyebiliyor. Blogger veya WordPress kullanıcıları olan blogcu arkadaşlarını o arkadaş listesine ekleyemiyorlar.
Ekleyemedikleri bu kişileri “bağlantılar” imkânından faydalanarak ekleyebilirler. Ama buraya ekledikleri bloglar arkadaşlarım listesindeki bloglardan ayrı bir liste halinde olacaktır.

Nasıl Yapılır:
Blog yönetim sayfanızdan sol tarafta linkler var. “ayarlar”a tıklayın.
Sonra başka linkler belirecek.
“profilim” adlı linke tıklayın.
Bir sayfa açılır. Aşağı kısma gidin.
“Bağlantılarım” diye siyah bir başlık var.
O başlığın altında kutular var.
Soldaki kutuya site veya blog ismini istediğiniz şekilde yazmakta serbestsiniz.
Sağdaki kutuya ise sitenin veya blogun URL adresini değiştirmeden yazın.
Sonra iki işlem var:
Birincisi: Alttaki “Bağlantı Adreslerini Kaydet” düğmesine tıklayın.
İkincisi:
“Bağlantılarım” siyah başlığının üstündeki “Değişiklikleri Kaydet” düğmesine tıklayın.

İşlem tamamdır. Artık blog sayfanızda bu eklediğiniz link veya linkler görünecektir.

Blog Ödülleri Yarışması

Monday, April 21st, 2008

Son Güncelleme: 27 Nisan 2008, Pazar
1- Yazımın ilk şeklindeki “yarışma mağdurları” kısmını ve gelen yorumlardan bazılarını sildim. gerekli açıklama “yarışma mağdurları” başlığının altında ve en aşağıda yorumların arasında yorum olarak 27 nisan tarihli yazımda belirttim.

2- Hiç kimseye oy vermeyeceğim diyordum ama sonradan fikrimin “Bu bir ilktir, prova niteliğindedir” yönünde değişmesi üzerine yarışmaya katılan çok ciddi ve çok önemli çalışmalar yapan bir blogcu arkadaşıma oy vermek istedim.
Oy verebilmek için üye olma gerekiyormuş. Üye oldum. Sonra bana bir aktivasyon mesajı gönderildi. Onayladım. Artık oy verebilirdim. Ama oraya tıkla buraya tıkla beş altı turdan sonra galiba oy verebildim. Ancak oldu mu bilmiyorum. Emin değilim bile diyemiyorum.
Bu kadar beceriksizce hazırlanmış bir oy verme sistemi olamaz.
Yarışmayı düzenleyenler, bütün katılımcılar ve oy veren herkes şundan emin olsun:
Verilen oyların %80’i yerini bulmamış, boşa gitmiştir.
Herkes benim kadar uğraşmamıştır. Tıkladıkları yerlerden oylarının verilmiş olduğunu sanmaktadır.

Güncelleme: 24 Nisan 2008, Perşembe
Bana yarışmaya katılan bazı blogcu arkadaşlarımdan birkaç mail geldi.
Kendilerine oy vermem isteniyor. Hangisinin hatırını kırmasam acaba? :)

Şimdi, blogcu arkadaşlarından oy talebinde bulunan iki ayrı blogdaki yazıdan okuyup anladığım kadarıyla oy vermek için bile üye olmak gerekiyormuş.
Bu ne için peki? Benim 8 tane mail adresim var. istersem msn, yahoo, gmail gibi yerlerden değişik kimliklerle 50 mail adresi daha oluşturur her gün kazanmasını istediğim kişiyi tekrar tekrar desteklerim. Mail adresi ile üye olma şartı olmasaydı IP adresi sorun olmasın diye kendi bilgisayarımdan, abimin, arkadaşların ve akrabaların bilgisayarlarından girip oylama yapabilirdim. Yapmak isteseydim yapardım. Eminim kendi kendilerine bile değişik email adresilerinden oy verenler vardır. Bu şekilde oylama her şeyiyle sakat. Ciddi bir jüri oluşturulmalı oylamayı onlar yapmalı. Madem iddia ettikleri gibi Microsoft sponsor olmuş, bu durumda her şey daha kolay yapılabilirdi.

Seneye daha ciddi bir yol takip edeceklerini umuyorum. Şimdilik bu kadar yapıcı eleştiri yeter. :)

* * *

Güncelleme: 22 Nisan 2008, Salı
Aşağıdaki 21 Nisan tarihli yazımdan sonra bugün ne demek istediğimi daha anlaşılır bir şekilde yazmak istedim. Söz konusu yarışmaya oylama mahiyeti açısından soğuk baktığım için şartlarını filan incelememiştim. Bu arada, ciddiliğinden ve titizliğinden dolayı güvenimi kazanmış bir blogcu arkadaşımın bir iddiasını “araştırma gereği duymadan” yazımda belirtmekle hata etmişim. İddia ettiği 6 ay şartının şartlarda belirtilmemiş olması kendisinin gözünden kaçan bir şeymiş: 16 nisan tarihli Google önbellik görüntüsünden de anlaşıldığı gibi “6 aylık arşive sahip olmak gerektiği” katılım şartlarının 2. maddesinde belirtilmiş. Selçuk Hoca’ya mail yazarak kendisinden özür diledim. Büyük bir anlayışla karşılık verdi. Diğer kişileri tanımıyorum. Araştırma yapmadan yanlış bir bilgiyi yazıma eklediğim için onlardan da burada özür dilerim.
Aşağıdaki yazımın ana fikrine gelince şudur:
Oylama türünü derinden düşünürsek sonuçların gerçekçi olamayacağını anlayabiliriz. Öte yandan bu yarışma hakkında “ciddi anlamda bir ilktir, sonrakiler böyle olmayacaktır” diye de düşünebiliriz. Buna “bir prova” da denebilir.
Blogculuk Türkiye için çok önemli boyutlara ulaştı. Büyük ölçüde fikir alışverişi oluyor. İnsanların bakış açıları değişebiliyor.
Güzel yönleri çok fazla. Mesela Kurtalan’ın yoksul bir köyündeki bir öğretmenimiz >>> tek başına valinin de belediye başkanlarının da yapamadığını beceremediğini blogculuk sayesinde yapabiliyor. Bu küçük bir örnek.
İnsanlarımız Gazetelerde televizyonda göremeyeceği ülke ve dünya gerçeklerini blogcular sayesinde görebiliyor öğrenebiliyor. “Düşünme, fikir yürütme, sorgulama” yeteneği kazanıyor. Blogculuk gerçeğine bu yönüyle bakınca Türkiye blogculuk dünyasını tümüyle ele alan bir yarışmada oylamaların noter tasdikli olması ve topluma malolmuş güvenilir kişilerce yapılması gerekmektedir diye düşünüyorum.

* * *

21 Nisan 2008, Pazartesi
Adil olmayan bir yarışma. Bu yüzden katılmadım. Hiç kimseye de oy vermiyorum. Çünkü kazanacak kişiler kendi blogcu arkadaşlarının oylarıyla belirlenmiş olacak. Bu da demektir ki kimin blogcu arkadaşları çoksa kazanan o olacak.

(Şunu hemen söylemeliyim: Ne kadar popüler olursa olsun hiçbir katılımcıya en ufak bir sözüm yok. Benim eleştirim yarışmayı düzenleyenlere.)

Bu durumda ödül ne için veriliyor? En iyi blogları belirlemek için mi? Alakası yok.
Ödül “En çok blogcu arkadaşı olan kişi ödülü” diye adlandırılsaydı işte o zaman bu yarışmanın adil olmadığı iddiasında bulunmazdım.

Hatta yarışma “Blogcu arkadaşlığında en başarılı blogcuları belirlemek” amacıyla yapılabilirdi.

Oy verenlerin mahiyeti:
1- Sevdikleri blogcuyu desteklemek isteyenler. Bunu iyi niyetle yapıyorlar. Ama yarışmanın sonucunu adil olmayan bir şekilde etkilediklerini düşünemiyorlar.

2- Bunlar da iyi niyetli elbette ama yukardakilerden biraz daha kendi çıkarlarının bilincindeler. Popüler blogculara yakın olup (onlarla iyi iletişimde bulunarak) onların sitelerinde linkinin bulunmasını isteyenler. Bu elbette faydalıdır. Pagerank derecesi 4 ve üzeri sitelerde linkinizin bulunması sizin için büyük bir avantajdır. Ama bunun yolu böyle bir şey olmamalı. Yine de kendilerine saygım sonsuz. Ben yarışmayı düzenleyenlerin tavrını eleştiriyorum sadece.

3- Organizmayı düzenleyenlerin hatalarını görmeden anlamadan yarışmayı adil sananlar. Bunlar yarışmaya katılan blogları inceleyerek adil bir şekilde oy veren kişiler. Ama sayıları popüler bloglara oy veren taraftar kişiler kadar çok olamaz.

Yarışma mağdurları:
[Burada yazdıklarımı sonradan silmiş bulunuyorum. Aşağı satırlardaki “sonradan gelen bir yorum” ve yukardaki bu yazımla ilgili 22 nisan tarihli güncelleştirme burası ile ilgilidir. Neden sildiğimi ise en aşağıdaki yorumlarda 27 nisan tarihli yazımda açıkladım.]

Son sözüm:
Bu tür yarışmalarda dereceye girecek bloglar en güvenilir basın mensupları yazarlardan oluşan bir jürinin oylamasıyla tespit edilmeli. Noter huzurunda olması da şart olmalı. Birincilik, ikincilik vesaire sonuçları da aynı şekilde gerçekleştirilmeli. Aksi takdirde bu yarışmanın hiçbir ciddiyeti ve geçerliliği yoktur.

Sonradan gelen bir yorum:
Yazan: Selçuk Hoca
Yorum tarihi: 21 Nisan 2008 saat: 22:42
Kuralları okuduğunu iddia eden arkadaş herhalde bazı yerleri atlamış. Kuralların ilk ilan edildiği günden beri 6 ay şartı vardı. İnanmayan Google’a bakabilir. Aşağıdaki linkten Google’ın 16 Nisan 2008 tarihinde şartların yazılı olduğu sayfadan aldığı önbellek görüntüsüne ulaşabilirsiniz. buraya tıklayın: >>>>>

Sonuç olarak art niyetli olmak, açıkça yanlış bilgi vermek kimseye bir şey kazandırmaz…

Blogcu Mimleşmeleri

Monday, December 17th, 2007

Blogcular arasında ilkin “sobe” adı ile başlayan oyun daha sonra “mimleme” ile devam etti. Arada bir yeni bir soru gurubuyla birisi tarafından yeni bir “mimleme” oyunu çıkıyor ve sonra blogcudan blogcuya aktarılıyor. Bu dalga hareketi bir şekilde tükeniyor. Daha sonra başka bir mim oyunu başlatılıyor.

Geçenlerde iki ayrı blogcu aynı mim oyunu sorularıyla beni mimlemişler. 1- Tekno Murat Blog 2- Vişne Ağacı Cevap vermede biraz geciktiğim için kendilerinden özür dilerim. İkisi de bana bildirmediler. Birisini technorati bana bildirdi diğerini kendim onun yazılarına bakarken fark ettim. Daha başka beni mimleyip de cevap alamayan varsa bilsinler ki benim haberim olmadı.

Bu mimlemenin konusu: BLOGUNUZUN HAYATINIZDAKİ YERİ

Soru 1- Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?

Cevap 1- 2006 Mayıs ayından önce MSN ile birkaç arkadaşla çet yapıyordum. Onlardan biri bana 19 yaşındaki kardeşinin bir site kurduğunu, 12000 üyesi olduğunu ve çok iyi reklam geliri kazandığını anlatmıştı. Bu fikir bana çok cazip geldi. O çocuğun sitesini inceledim. İslami konularda çok detaylı içeriği olan bir sitesi vardı. Ben de site kurayım dedim. Araştırdım sonunda bunun çok zor olduğunu öğrendim. Tabi o zaman hiçbir bilgim yoktu. Site kurmayı çok fazla temelinden araştırmışım. O şekilde gerçekten çok zor. Daha sonra MyNet hazır site aracından edindim. Ama kimse oluşturduğum sayfalara gelmiyordu. Sonra Googlepages ile birşeyler yaptım. Yine halka açılamamıştım :)
Sonunda blogcu.com’u keşfettim. Kimse bana anlatmadı. Tesadüfen bir sitedeki Google reklamlarından reklamını görerek üye olmuştum. Blogculuk hayatına böylece başladım. Karşılıklı yorumlaşmaları filan o kadar sevdim ki ilk amacımı tamamen unuttum. Ancak bir buçuk yıl sonra kendime site edinebildim. Ama o MSN arkadaşımın kardeşininki gibi büyük bir site yapabilmem çok zor. Hâlâ hangi konuda yoğunlaşıp o konuda bir site yapacağıma dair bir fikrim yok. Burada birkaç alt alan adı ile birkaç konuda blog tarzı siteciklerim var. Bakalım zaman ne gösterecek.

Soru 2- Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?

Cevap 2- İstediğim konularda yazıyorum. Hiçbir yazım içimden gelmediği halde yazılmış değildir. Öyle olsaydı günde 20 yazı bile yayımlayabilirdim. Maksat çok zengin içerikle Google’dan mümkün olduğu kadar ziyaretçi çekip reklam geliri elde etmek olsaydı öyle olurdu. Konularım burada yeni sitemde birkaç alt alan adı altında ve o alt alan adları altında çeşitli kategorilerde oluyor. Bu açıdan, kategoriye uygun olacak şekilde yazılarımın çizgisine dikkat ediyorum. Mevcut kategorilere uygun olmayan yazılarım için yeni kategori oluştururum. Her bir yazımın SEO için uygun olmasına dikkat ediyorum. Anahtar kelimelerin dağılımı, kategori, etiket, başlık her şey bir yazıda aynı alanda aynı konuda olmalı. Bunu nadiren ihmal ederim.

Soru 3- Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?

Cevap 3- Maalesef tam tersi gün içinde bazı şeyler için blog yazmadan feragat ediyorum.

Soru 4- Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?

Cevap 4- Soru anlaşılamıyor. “Zorunlu bir hal almaya başladı mı?” sorusundaki “zorunlu” sözcüğü “mecburi” anlamındadır. Bu bağlamda “artan bekleyiş”ten kasıt nedir anlaşılmıyor. Bu mim oyununun sorularını kim hazırlamışsa ne demek istediğini iyi ifade edememiş.

Soru 5- Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?

Cevap 5- Yıllarca sürebilir. Belki de ömür boyunca. Öyle görünüyor.

Şimdi sıra geldi benim kimleri mimleyeceğime: F tipi blog, Doğancan Ülker, Hüseyin, Sedencik, Karafakiden, Kayra

Not: Bu belirttiğim blogcular bu oyunu devam ettirmede serbesttirler. Kabul etmedikleri takdirde benden özür dilemeleri gerekmez. Ayrıca, beni mimleyen iki kişinin beni mimlediklerini bana haber vermemeleri galiba bu oyunun yeni bir kuralı. Onun için ben de bu blogculara haber vermiyorum. Buradan okurlarsa görürler.