‘Tatil’ Kategori Arşivi

Tatilde ne yapılır?

Yazan: E. Ali | 16 Haziran 2008

Tatil dediğin nedir ki.. birkaç gün.. yolculuk zahmetine değmez. Otur evinde evini değiştir, geliştir. Birkaç gün olsun kendi evinde her gün güneşin olduğu saatleri yaşa. Bütün yıl sabah işe gittin akşam eve döndün. Evinde gündüzleri doyasıya oturamadın.

Uzakta sevdiğin insanlar varsa git onları ziyaret et.

Bunlar benim fikrim. Peki insanlar tatilde ne yapar? Parası olmayan evinde oturur. Parası olan parasına göre bir şeyler yapabilir.

Tatil yönünden en şanslı insanlar öğretmenler. En uzun tatili onlar yapıyor.

Bazı insanlar bir veya iki haftalığına deniz olan yerlere gider. Deniz olmazsa olmazdır onlar için. Ne anlıyorlarsa bilmiyorum. Benim param olsa çok daha farklı yerlere giderdim.

Tatilde estetik ameliyat olanlar da vardır. 30’unu aşmış kadınlar bilhassa. Kişiliklerini değil fiziklerini daha değerli görenler..

Kimileri eğer başka bir yer esas memleketleri ise oraya gider. Kimileri için tatile gitmek değil çalışmaya gitmek vardır.
İstanbul’dan yaz aylarında Rize’ye gidip çay hasatı ile uğraşanlar… Ordu’ya, Giresun’a gidip fındık toplayanlar.. Tabi kendi toprakları. İşçi olarak gitmiyorlar. Bunlarınki hem hava değişimi hem ticaret. Bu arada esas tatili onların çocukları yapar. Yaz tatilinde köylerine gidip bambaşka şeyler yaşamaları çok güzel.

Çocukluğumda bir komşumuzun oğulları en yakın arkadaşlarımdı. Annelerinin de babalarının da doğdukları köyler sahil köyleriydi. Baba Tekirdağlı, Anne Trabzonlu… Yaz aylarında her iki yere de giderlerdi. Ben kıskanırdım. Bir keresinde babalarının köyüne beni de götürmüşlerdi. Çok güzel bir köydü. Kumbağ köyü. Aradan çok uzun yıllar geçti. Şimdi hiç de köy hali kalmamış olmalı. Köy idi diye biliyorum. Şimdi internetten araştırdım, köy değil ilçeymiş. Eskiden de ilçe miydi bilmiyorum.

Ben lisedeyken bir yaz tatilinde annemin babamın doğdukları köye gitmiştim. İlk ve son gidişimdi. Erzincan – Sivas arasında, Erzincan sınırları içinde, yüksek dağların üstünde bir köydü. Aslında dağ köyü. Ama yayla değil. Yazın ortasında hava serin sayılırdı. Muazzam güzel dağ manzaralarını hiç unutamıyorum. Eşek anırmaları ise hoşuma gitmiyordu. Moral bozucuydu. Köye ilk vardığım an her yerde kesif bir gübre kokusu vardı. Birkaç saat sonra o kokuyu hissedemez olmuştum. O yıl köyde elektrik yoktu. Geceleri sessizdi. Çıt yoktu.

İstanbul dışına en son altı veya yedi yıl önce çıktım. Rize’nin bir ilçesinin bir köyüydü. Yazın en sıcak günlerinde gitmiştim. Köyün havası aşırı nemliydi. Gece yattığım zaman yatağı ıslak hissederdim. O derecede nemli bir havası vardı. Sabah dışarı çıktığımda her yeri ıslak bulurdum. Yağmur yağmadığı halde sabahları her yer ıslak olurdu. Akşama kadar kurur, sabaha kadar yine ıslanırdı.
Geceleri gürültü denebilecek kadar fazla böcek sesleri her yerden insanın kulağına gelirdi. Çekirge sesleri, binlercesi hiç susmadan öter dururlar. Arada bir ağustos böcekleri..
Sivrisinek de çoktu ama sivrisinekler beni sevmez. Sadece domates yediğim zaman severler. Yazın domates yemediğim sürece sivrisinekler açısından rahatımdır.

Tatil için öneri isteyenlere Van Gölü çevresini tavsiye ederim. Bir Ermeni komşumuz oraların dünyanın en güzel yeri olduğunu söylemişti. Bütün Ermeniler aynı mı düşünüyor bilmiyorum ama öyle düşünüyorlarsa haklılar. Ben bir Siirt seyahatimde galiba Rize’den Siirt’e giderken görmüştüm.

Yurdumuzun her yerinin bambaşka güzellikleri var. Benim tercihim Rize’nin dağ köyleri. Evler zaman zaman bulutların arasında kaybolur. Her yer yemyeşildir.

Bir de Güneydoğu’daki eski Arap evleri. Siirt’te görmüştüm. Sırf o evlerde yaşayabilmek için oralı olunabilir.

Tatil için gidilebilecek bir yer de Mardin. Geçen kış bir arkadaşım eşi ile gitmiş. Anlata anlata bitiremiyordu. Onun gibi aşırı müşkülpesent biri çok beğenmişse kesin doğrudur. Gidip görmek lazım.


Tesettürlü Tatil ve Ilımlı İslam

Yazan: E. Ali | 14 Haziran 2008

Dün televizyonda haberlerde gördüm. Olabilir tesettürlü tatile hiç bir itirazım yok. Ilımlı islam denen yapılaşmalarla da şimdilik uğraşmıyorum. Sadece bir şey dikkatimi çekti yazmak istedim.
Geçtiğimiz Şubat ayındaki bir yazımda Malezya usulü İslam anlayışına değinmiştim. Konu ile ilgili olarak eklediğim bir Youtube videosunda ilahi gibi bir şarkı vardı. Küçük çocuklar fıkır fıkır dans ediyordu. O kadar şaşırmıştım ki blogcu arkadaşlarımla paylaşmak istemiştim.

Şimdi Youtube Türkiye’de yasaklı olduğu için söz konusu videoyu görme imkânımız yok. O kısa film Malezya’daki bir dizi filmden alınmaydı.

Dün haberlerde tesettürlü dindar kişiler için dizayn edilen bir tatil yerinde 5 yıldızlı otel gibi çok lüks bir yerde animatörler eşliğinde çocuklara o videodaki ilahi türü şarkının Türkçe sözlerle söyletildiğini gördüm. Tesettürlü ailelerin çocukları hızlı hareketlerle dans ettiriliyor. Aynen o Malezya filminde olduğu gibi. Oynak havalı ilahi(!) ve o ilahi eşliğinde fıkır fıkır dans eden kıvır kıvır kıvıran çocuklar!
İslam şeriatı ile alay ediliyor, yaptıkları şeye bir de ilahi deniyor. Hadi müzik neyse de o danslar ne demek oluyor?
Sadece müzik ve dans olsa yine neyse bir şey diyemem ama sözleri itibarıyla o müzik bir ilahi!
Eh, bu durumda minareyi çalan kılıfını hazırlar misali, bu tür eleştirilere karşı “zaten ilahi söylemek İslami bir vecibe değildir” gerçeğini dile getirebilirler. Doğru. İlahi bir bidattir. Niçin bidattir? Çünkü kuranda ve sünnette yeri olmayan bir “feyiz” oluşturma yoludur. Yani bunda dini vecibelere takviye amacı güdülür. Şimdi zaten bidat olan bir şeyin daha da çirkinleştirilmesinde bir sakınca görülmez. Peki ilahilerdeki sözlere hiç mi saygıları yok?

Bu gidişle yakında çocuklar break dans, regl midir reagle midir o tip dans, hip-hop denen dans gibi danslarla oynasınlar diye ilahiler yapılır. Şu Malezya icadı ilahi eşliğinde yapılan dansın da onlardan hiç bir farkı yok gerçi.

Şu var ya: Alternatif getirmek. “Haaa çocuklar şimdi siz o dansları seviyor musunuz? Peki, gelin bakın dinimize ve millî benliğimize(!) uygun ilahilerle oynayın. Allah deyin zıplayın. Yarasulallah deyin kıvırın. Tesettürünüz var ya, bişeycikler olmaz.”
Böyle yazdığım için çok üzgünüm. Okuyanlar belki beni İslam düşmanı belleyecek belki hakaret üstüne hakaret yağdıracak. Ama o dans bütün çirkin bid’atlerin çok kuvvetli bir başlangıcıdır. Kendimi yazmak zorunda hissettim.

Bu yazdıklarım gerçekleşecek. Bu konularda hassas olan dini bütün müslümanlar o zaman bir şey yapamayacak. Şimdiden, her gördüklerinde şiddetle eleştirmeliler.

Bir zamanlar Avrupalıların çağdaş kilise anlayışı ayıplanıyordu. Gençleri dine çekmek için kiliseye müzik filan sokuluyor deniyordu. Biz onları çok büyük bir hızla geride bırakıyoruz. Belki “şimdilik” camilerde değil ama her yerde. Aslına bakarsanız müzik ilahi kılığında camilerde çoktan yerini almıştır.

Ilımlı islama dalkavukluk edenlerin sayısında çok büyük bir artış olan günler bizi bekliyor. Buraya yazıyorum unutmayın. Ünlülerden En başta Nihat Genç, daha sonraları Fatih Altaylı…
O günlerde ılımlı İslamcıların karşısında en büyük kuvvet gerçek İslamcılar olacak çünkü. Dalkavuk kişiler ise kafalarına göre “ehveni-şer” tarafında olmak bahanesiyle yine malı götürmeye devam edecek.


 
Blog'da şu anda ziyaretçi var.