Cinsellik, Hayâ ve Tesettür

Yazan: E. Ali
22 Ocak 2008 — Kategori: Din ve Ahlâk

Haya

Kısaca bilinen anlamıyla utanma demektir; fıtrattan gelen, yaratılıştan gelen içgüdüsel bir duygudur. Bunun zıddı bir duygu da “teşhircilik duygusu”dur ki bu da içgüdüseldir. Hayâ ile insan kendisini görüntüsüyle hatta sesiyle bile sakınırken, teşhircilik duygusu ile kendisini belli etmek için elinden geleni yapar. Bunlar ortama göre ve kişiye göre değişir.

İslam dini insanların en başta vicdanlarını geliştirir. Sonra şefkat, daha sonra düşünme, sorgulama, araştırıp en iyiyi bulma melekeleri gelişir kişide. Böylece yaratılıştan gelen hayâ işlenmiş, geliştirilmiş olur. Bu arada İslam dini denince geleneksel ya da siyasi İslam anlaşılmamalıdır.

Peygamber efendimizin “hayâ imandandır” diye bir sözü vardır. İnsan ancak vicdanıyla, şefkatiyle, düşünce gücü ile gerçek anlamda hayâlı olabilir. İşte bu yazımın konusu bu anlamda hayâlı olmak ile ilgilidir. Baştan söylüyorum: Lütfen buradaki “hayâ”yı basit bir utanma anlamında değerlendirmeyin. Ayrıca hayâ her konu ile ilgilidir ama ben burada sadece cinsellikte ele aldım.

Nasıl ki aç bir insanın gözü önünde leziz yemekler yiyip onlara tattırmamak vicdansızlıktır, düşüncesizliktir, aynen onun gibi ister kadın ister erkek olsun, eğer hayâsı tamsa yani vicdanı, merhameti, aklı, düşünceliliği yerinde ise toplum içinde alımlı ve güzel bir şekilde vücudunu sergilemek istemez.
Bu sözümü çoğu kişi kabul etmeyecek. Besin açlığı ile cinsel açlığı kıyaslasalar bile kabul etmezler. Oysa gıda alma gereksinimi ve cinsel gereksinim ikisi de insan bünyesinin karşı konulamaz ihtiyaçlarıdır; ikisi de bastırılamaz, yok edilemez.

Bireyselleşme ve hayâsızlık

Toplumsal yozlaşmanın getirdiği kötülükler arasında aşırı bencilliğin had safhaya varması, bireyselliğin çok tercih edilirliği başta geliyor. Komşuluk ve akrabalık ilişkilerinin zayıflaması ve yok olması… Büyük ailelerin mazide bırakılıp çekirdek ailelere geçilmesi, bununla da yetinilmeyip boşanmaların artması..

Öte yandan hayâlılığın yok olması.. Kadınlar da erkekler de karşı cinse hoş ve çekici görünmek için, seksi görünmek için ellerinden geleni yapıyorlar.

Şeytan icadı parfümler

Yeni parfümler var. Son günlerde daha çok kişiden bu kokuyu alıyorum: Bu parfümlerde bazı hayvanların bazı özel yağ bezlerinden elde edilen kokular kullanılır; bu çirkin kokular bazı işlemlerden geçirilir ve başka güzel kokularla, bazı kimyasal maddelerle karıştırılır. Çoğumuzun garip karşıladığı parfümler olmuştur. Meselâ iç yağı gibi, hayvan gibi, sidik gibi bir koku.. ama pis değil de değişik bir etkisi var. Ağır gibi ama hoş ve sıcak. Bu tür parfümler imal etmede amaç şudur: Karşı cinsten insanlara karşı seksapelin artmasını, cinsel cazibenin artmasını sağlamak.. Batı dünyası parfümcülükte bile cinsel ayartmayı ihmal etmiyor.

Tesettür

İslamda tesettür sadece kadınlara değil erkeklere de yönelik. Mesela bazı kadınların bana yiyecek gibi bakmaları beni çok rahatsız ediyor. Hayâsız bakışlar.. Bakarken irade dışı dudak hareketleri.. Yani erkeklere de giyim sınırlamaları getirilmeli. Ben kadınların bakışlarından rahatsız oluyorsam, kadınlar erkeklerin bakışlarından elbette rahatsız oluyorlar. Bu bakışları almakta ise dış görünümümüz en büyük etken. Konumuz aslında rahatsız olmak değil, insanları heveslendirmek; kıyafet ve hal ve hareketlerle insanları cinsel yönden tahrik etme vicdansızlığı yani hayâsızlık bu yazımın konusudur.

Bakmak – Baktırmak

Bakmaktan sakınmak zor. Ama insanların diğer insanlara cazip görünmemeleri için yapacakları şeyler çok daha kolay. İnsanların namahrem kişilere bakmamaları gerektiği Kuranda apaçık emredilmiş. Kuranda insanların sakınmalarına yönelik ayetler ise daha çok.

Kimlerden sakınmak?

İslam dininde bu sakınmalar sadece karşı cinse yönelik değil. Kendi hemcinslerine de yönelik. Çünkü insanların arasında homoseksüel ve biseksüel olanların sayısı hiç de az değil. Edindiğim istatistiksel bilgiler doğru ise her altı kişiden bir kişi biseksüel (her iki cinse cinsel ilgi duyan demektir), her yüz kişiden bir kişi homoseksüel (sadece kendi cinsine karşı cinsel ilgi duyan) kişilermiş. Normal kişilere yani sadece karşı cinse ilgi duyan kişilere ise heteroseksüel deniyor. Eski yüzyıllarda İslam âlimleri vaazlarında ve yazdıkları kitaplarda homoseksüel ilişkilere karşı halka çok şey anlattıkları oldukça yaygınmış. Kadınlarda ve erkeklerde bu olasılık göz ardı edilmezmiş. Bugün camilerde hiçbir vaaz veren hoca aynı şeyi yapmıyor.

Görmezden Gelinen Cinsel Açlık

Toplumumuzda yiyecekler hakkında birbirimize merhametimiz yüksektir. “Koktu, bi parça ye..” veya şöyle bir deyimimiz vardır: Yemeğin kokusunu aldı canı çekmiştir, şimdi yemezse bi tarafı şişer”.. Yiyecekler hakkında başka bir deyim: “Gören gözün hakkı vardır.” Bir tane daha: “Biri yer biri bakar Allah onu kara kara yakar..”
Halkımızın karnı aç insanları anlamasında üstüne yok. Bir yere misafirliğe giderim hemen sorarlar: Aç mısın? Ne kadar aç değilim desem de çekindiğim için söyleyemediğimi düşünerek hemen yiyecek bir şeyler hazırlayıp getirirler.
Ama insanlar cinselliği aynı şekilde ele almıyor. Hatta cinselliği büyük bir ayıp olarak, çok kötü bir şey olarak düşünüyorlar. Cinsellik de açlık gibi ele alınsa, merhametli olunsa, insanların cinsel duygularının olduğu, cinselliğin de yemek yemek gibi çok kuvvetli bir ihtiyaç olduğu görmezden gelinmese.. Kadın ve erkek herkes giyimine dikkat etse, karşı cinsi tahrik etmese..

Evlilik Önemli

Kurandan bir ayet: Yoksulluktan evlenemeyen gençlerinizi evlendirin; fakirlikten kormayın, Allah onları rızıklandır.. Bu manadaydı, aynen aklımda kalmamış. Aslında dinimizde toplumsal dayanışmanın çok yüksek olduğu kesin bir gerçektir.
Evlilik dinimizde çok önem taşır. Eşinin kaybetmiş kişilerin tekrar evlenmeleri teşvik edilir. Bu konuda hadisler vardır. Çok fazla yaşlı bir sahabe, eşinin ölümü üzerine evlenmek isteyince diğerleri bunu abes bulmuşlar. Yaşlı kişi evlenmek istemesinin cinsellikle ilgili olmadığını, nikâhlı ölmekte sevap bulunduğuna dair olan hadisi onlara hatırlatmış. Ne kadar güzel bir şey. Yaşlı kadınlar, yaşlı erkekler ne kadar yaşlı olsalar da yalnız kalmamalı, eşleri olmalı.

Dulların Farkı

Henüz evlenmemiş gençler, hiç evlenmemiş bekarlar, dul kadınlar, dul erkekler.. Bütün bunlar cinsellik açısından sıkıntı yaşayan insanlar. Özellikle dul kalanlar hiç evlenmemişlere göre çok daha büyük sıkıntıdadırlar ve zina yapmaya daha yatkındırlar. Çünkü cinsel tatmine ulaşmanın en güzel yoluna alışmışlar. Genç veya olgun yaşta eşlerinden ayrı kalan insanların cinsellik yüzünden psikolojik sağlıkları bozulur.

Ayıp Sayılan Hayâlılık

Her neyse, kısacası bazılarımız batılılar gibi olma uğruna hayâ duygularını yok ediyor. Burada dinimizin din olmaktan çıkıp milli bir unsur, bir gelenek haline indirgenilmiş olmasının da büyük rolü var. Oysa İslam dini en büyük merhameti, gerçek anlamda vicdanlılığı insanlarda hâkim kılmak içindir.
“Hayâ İmandandır” hadis-i şerifi uyarınca, kimin hayâsı yok ise o kişide iman zaafa uğramış demektir. Veya hiç yoktur.

Tesettür neden sadece kadınlar içindir?

Aslında islamda böyle değil. Erkeklerin de kadınlardan sakınmak için bir tesettürü vardır. Günümüzde bunun üstünde durulmuyor.. Sokaklarda bazı çiftlere rastlarız. Kadın çarşaflıdır. Yanındaki eşi gayet serbest giyinmiş. İslamda erkeğin tesettürü şudur: Çok bol elbiseler giyinmelidir; Meselâ pantolon olarak ya oldukça bol bir pantolon ya da şalvar giyinecek. Kısa kollu gömlek ve diz üstü kısalıkta şortlar caiz değildir. Ve bir de sakal bırakması gerekiyor.

Libido Farkı

Kadınların kendilerine hâkim olmaları daha kolaydır. Cinsel arzu kadında da erkekte de eşittir ama kendilerine hâkim olabilmeleri değişiyor. Testosteron adlı hormonun etkisiyle erkeklerde libido daha yüksektir. Libido, cinsel ilişki için harekete geçme, eşe ulaşma istekliliği demektir. Doğada çoğu hayvanlarda da aynıdır. Dişi bekler, ulaşması gereken erkektir.
Belki bu yüzden olsa gerek kadınların kendilerini sakınmaları üstünde daha çok duruluyor. Nitekim toplumumuzda ve bütün dünyada cinsel tacizler, tecavüzler en çok erkekler tarafından kadınlara yapılıyor.
Doğanın kanunu: Kadın ayartır, erkek saldırır. Teşhircilik, Mevlana’nın da fihi-mafih kitabında yazdığı gibi kadınlarda daha baskındır. Kendisini gösterecek.. Vücudunun güzelliği, yüzünün güzelliği bilinmeli.. Bu, doğada olan bir şey.
İnsan çalışıp gayret edip hayvanları aşmak zorunda. Hayvanlardan bir farkımız kalmazsa insanlığımızın bir anlamı olmaz.

Konu ile ilgili Diğer Yazılar

“Cinsellik, Hayâ ve Tesettür” için 5 Yorum

  1. fuadyusufoglu@hotmil.com diyor ki:

    Selam..
    Sevgili Ali’ciğim… Ben yazını OKUDUM ve beğendim. Her ne kadar sen bazıların hoşuna gitmeyebilir veya bazıları bunu kabul etmez anlamında bir öz eleştiri yapmışsan da ben yazını beğendim ve doğrudur. Tabii ki sen haklısın herkes senin yazını beğenmeyebilir bu da doğal bir haktır ama İNSAN DÜŞÜNÜNCE HAKİKATTEN SEN ÇOK DOĞRU ŞEYLER YAZMIŞSIN…
    Ben de yazını bir kaç kez okudum. İşte ben insanları bu yazını okuyunca düşünmeye davet ediyorum. Hani nasıl derler:
    Tabii ki yazı yazarsın ve hani bir söz vardır üstten okumak vardır ama bir de sindire sindire okumak vardır..
    İşte senin yazını üsten okuyanlar olabilir tabii ki daha evvel de söylediğim gibi itirazlar olabilir çünkü bu insanın doğasında vardır. Ama DÜŞÜNEREK OKUYANLARIN YÜZDE DOKSAN DOKUZU SANA HAK VERECEKLER
    SAĞOL KURAN Allah(c.c.) razı olsun..AMİN…
    SEVGİYLE KALIN..DUAYLA KALIN…

    ***
    Cevap:
    Mantığımla yazmaya çalıştım. Hayatımda o kadar baskı altında kalmışımdır ki batılılar gibi olmam için, onların yaşam tarzlarını benimseyip başka bir şeyi kabul etmemem için.. Ama ben onların yaşam tarzlarında hüsrandan başka bir şey görmüyorum. Batı dünyasında yaşlı insanlar yalnızdır, köpeklerle avunurlar. Ne bir torun sevgisi, ne evlatlarından gördükleri bir şefkat.. Daha neler neler.. Saymakla bitmez. Bizde de benzerleri televizyonda görünüyor. Kadınlar genç görünmek için neler yapıyorlar. makyaj, kozmetik ürünleri.. Annem bunları hayatta hiç kullanmamıştır ama cildi normal yaşından 20 yaş genç gösterir. Niçin? çünkü hiç alkollü içki içmemiştir, ne de makyaj yapmıştır. Her şeyleri aldatmaca, rekabet, hırs. En küçük şeyde boşanırlar çocuklar ortada kalır.. Çocuk yaşta içkiye, uyuşturucuya, cinsel ilişkilere alışırlar.. Bizi de kendilerine benzetmek için ellerinden geleni yapıyorlar. rock müzik konserleri filan gençleri büsbütün bozmak için düzenleniyor, bir de bu konserlerin bazılarında gençlere prezervatif dağıtırlar. Burada zengin ve okumuş ailelerinin çocuklarına bakıyorum da hemen hepsi aşırı kilolu. Devamlı çikolata, pizza, hamburger, kola, gazoz gibi şişmanlatıcı yiyeceklerle içeceklerle çocuk yaşta sağlıklarından oluyorlar. İnternette gençlerin yazılarına bakıyorum; en çok endişelendikleri üzüldükleri şey porno sitelerinin yasaklanması.. Bu durumda elbette tertemiz dinimizi hakkıyla öğrenip yaşamaktan, yakınlarımızı batı dünyasının her türlü çirkefliklerinden korumaktan daha güzel bir şey olamaz.

  2. eda suner diyor ki:

    Bu kadar riskli konuları bu kadar tarafsızca öğretici ve açıklayacı yazdın ya inan Erdal’cım kopyaladım yazını,tekrar tekrar okunması şart.

    ***
    Cevap:
    Teşekkür ederim. Haya meselesi çoğu dindar kişilerce bile yanlış ele alınıyor. Meseleyi bu açıdan ele almak istedim. İnsanız ama çok da olağanüstü bir şekilde düşünce yapımızı geliştiremiyoruz. Çocukluktan beri içinde yaşadığımız çevremizin gidişatına istemdışı adapte olup aynı değerleri çok da düşünmeden ölesiye savunabiliyoruz. Ben de tesettüre çoğu kez karşı olmuşumdur ama yaş ilerledikçe, düşündükçe, bekar veya dul insanların eksik kalmış ihtiyaçları karşısında (cahilse) nasıl her güler yüzden doğal ihtiyaçlarının etkisiyle bir beklentiye girdiklerini görüp bu duruma acımakla karışık bir üzüntü duyarak bakış açım değişiyor.
    Erkeklerin durumu çok daha açık veriyor, onları yazmama hiç gerek yok. Ama daha sessiz kalıp her şeyi içine atan dul ve evlenmemiş kadınların hallerini dikkatle gözlemledim. Mutlu bir çift karşısında nasıl hüzünlendiklerini ve de yazmak doğru olmaz, bazı şeylerden nasıl etkilendiklerini, üzüldüklerini görmüşümdür. Aşırı merhametliliğimle, bu meseleyi yiyecek bulamayan aç insanların durumu gibi ele aldım, tabi her iki cinsin de içinde bulundukları çıkmazları ele alarak.
    Cinselliğin çok ayıp bir mesele olarak ele alındığı toplumumuzda en çok kadınlar duygularını olabildiğince bastırıyor. Kendilerini dindar sanan muhafazakar ve mutaassıp, tabucu insanlar cinselliği tamamen yok sayıyor. Oysa dindarlıkta böyle olmamalıydı. Peygamber efendimize sahabelerin, hatta kadın sahabelerin gidip neler sorduklarını, onun hanımlarına kadın sahabelerin neler sorup peygamber efendimize iletip cevap beklediklerini ve ne cevaplar aldıklarını ilgili kaynaklardan bulup yazmak isterim bir gün. Bugün bu meseleleri Haydar Dümen ele alınca şiddetle yadırgıyor bazı kişiler. Ayıp günah diyenler bile var. Tabi benim de Haydar Dümenin bazı fikirlerini kabul ettiğim söylenemez ama insan bünyesi ile ilgili tespitleri elbette doğrudur, bu konuları dile getirip insanları bilgilendirmesi gereklidir ve önemlidir. İslam dinince de gereklidir bunların halka öğretilmesi.
    Dinimizi neredeyse hiç bilmiyoruz. Sadece ayıplar-günahlar-yasaklar olarak algılıyoruz. Dinimizi hakkıyla öğrenip toplumumuzu içine düştüğü çirkinliklerden, haksızlıklardan, bozulmalardan ve çürümelerden kurtarmaya çalışmamız lazımdır.

  3. admin diyor ki:

    1- Bu yazımda hayâ demekle toplum içinde, insanların arasında bazı konularda dikkatli davranmayı, vicdan, merhamet, şefkat ile düşünerek diğer insanları zerre kadar zor duruma düşürmemeyi kastediyorum. Bu konuyu yazdığım için kendim hayâ sahibiyim diye bir iddiam yok. Ama gereken şeyi yapmak lazım yani bilgi aktarılmalıdır.

    Peygamber efendimizin veda hutbesinden bir sözü: “Burada olanlar burada olmayanlara anlatsın; belki daha iyi anlayanlar çıkabilir.”
    Dolayısıyla, bu sözden şu hüküm çıkar: Bir insanın “Ben bu İslami kuralı yaşamıyorum; kendi amel etmediğim şeyleri başkalarına tavsiye etmem yakışık almaz.” diye düşünerek bilgiyi aktarmaması yanlıştır.

    2- Tesettür konusunda ise, gündemde olan şeklin biraz dışında düşünüyorum, ayrıca her iki cinsiyetin de karşı cinsi etkileyecek tarza kılık kıyafetleri giyinmemeleri ve hatta cinsel açıdan etkileyici davranış biçimlerini sergilememeleri gerektiğini düşünüyorum. Benim için tesettür sadece kılık kıyafetten ibaret değildir. Giysilerde sakınmak, konuşma ve davranış biçimlerinde ve ses tonunda da sakınmak gerekir. Kadınlar da erkekler de buna dikkat etmelidir.

    3- Bütün bu yazdıklarımda ve yorumlara verdiğim cevaplarda görüldüğü gibi, islamda tesettür mevzusunun çok daha geniş bir kapsamda ele alınması, Haydar Dümen gibi bilimadamlarının da bazı konularda bilgilerine baş vurularak konunun çok daha bilimsel olarak güncelleştirilmesi gerekir.

  4. Kayra diyor ki:

    Hakketten aydınlatıcı bir yazı olmuş.
    İnsan hâyâsında uzaklaştıkça çirkinleşmeye başlıyor.
    Yolda yürürken bazı hemcinslerimin elleri önünde yürümesi midemi bulandırıyor! İnsanın özeli olmalıdır.Yediği her haltı herkese anlatmak da ne demek oluyor?
    Günümüzde kadınlar da erkekler de dediğiniz gibi hayayı bir yana bırakıyor; ne kadar dikkat çekersem o kadar güzelim/yakışıklıyım havasıyla geziniyor.
    İnsan güzelliğini sadece helaline saklamalıdır!
    Bu arada aklıma bir şey geldi. bir yerden duymuştum. mevzunun tam olarak nasıl anlatıldığını kaynağını da bilmiyorum.
    bir kadın ve bir erkek yalnız başlarına bir yerde kapalı kalırlarsa mevcut meclisin 3. katılımcısı şeytan olurmuş.
    bilgilendirme için teşekkürler…

    *****
    Cevap:
    “Bu arada” aklına gelip sorduğun konuda bilimsel bir tespit var ki bunu discovery adlı belgesel televizyon kanalında izlemiştim:
    Kadın da erkek de çevreye özel bir koku salarmış. ciltten. yani deriden.
    Bu kokuyu burun ile hissedemezmişiz ama beyin algılıyor ve etkileniyormuş. bu koku her insanı değişik etkilermiş. kimi nasıl etkileyeceği blli değil. Mesela bir erkeğin kokusu her kadına aynı etkiyi yapmıyor, bir kadının kokusu da her erkeğe aynı etkiyi yapmıyor.
    Kokunun özelliği cinsellikle ilgili benimseme, yakınlaşma isteği ilgisi vermesi..
    bazı insanların birbirleriyle tanışır tanışmaz birbirlerine tutulmalarını aşık olmalarını da bilimadamları bu kokuya bağlıyorlar.
    Herneyse, islam şeriatında bu 1400 küsür yıl önce biliniyormuş ki kadınlarla erkeklerin mümkün mertebe aynı ortamda bulunmamasını gerektiriyor. meşhur haremlik-selamlık uygulamaları.. her evde, misafir gelirse kadınlar ayrı odada erkekler ayrı odada otururlar.
    bilimsel olarak tespit ve ispat edilen bu koku yüzünden evli insanların başkalarından etkilenip zinaya girmeleri de mümkün.
    insanlara 1400 yıl önce anlatılan bu bahsettiğin şey herhalde gerçek şeytan değil de mecazi olarak anlatılan bir şahs-ı maneviye şeytan denmiş olarak anlatılmış olsa gerek.
    o koku yüzünde başka insanların arasında bile birbirlerine tutulan insanlar elbette bir odada başbaşa kalırlarsa daha serbestçe içgüdüleriyle hareket edebilirler.

  5. Kayra diyor ki:

    olabilir tabi.
    eskiden esnerken ağzınızı kapatın içinize şeytan girer derlermiş. o şeytanın da mikrop anlamında kullanıldığını duymuştum bir yerden. Sanırım mustafa karataş bir programda söylemişti.

    ***
    Cevap:
    Evet, “olabilir”.. Ben din hakkında kesin hüküm veriyor gibi konuşmak istemem. Tabi çok sağlam kaynaklardan duymadıkça.. Onun için önceki yorumuna yazdığım cevapta şeytan meselesi, sadece o konuda öyle olabilir. En doğrusunu Allah bilir. Yoksa tabii ki Şeytan vardır. Ama senin burada yazdığın gibi ve bazı hadislerde “şeytan yumurtaları” gibi tabirlerde olduğu gibi şeytan kötülüklerin sembolü gibi değerlendirilip mecaz anlamda kullanıllmış olabilir… o zamanın insanına o zamanın gelişmemiş ilminde tekniğinde olmayan terimleri kulanmak mümkün değildi. Yine senin burada değindiğin mesele hakkında: Şeytan tayfası cinlerden insaın içine çeşitli yollardan girenler vardır. esnerken ağızdan girenler de oluyor. ama o esneme meselesindeki şeytanla hangisi kastedilmiş, karışık gibi bir konu bu.

Yorum Yapın

XHTML: Şu etiketleri kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>

 
Blog'da şu anda ziyaretçi var.