Blogcu Mimleşmeleri
Pazartesi, Aralık 17th, 2007Blogcular arasında ilkin “sobe” adı ile başlayan oyun daha sonra “mimleme” ile devam etti. Arada bir yeni bir soru gurubuyla birisi tarafından yeni bir “mimleme” oyunu çıkıyor ve sonra blogcudan blogcuya aktarılıyor. Bu dalga hareketi bir şekilde tükeniyor. Daha sonra başka bir mim oyunu başlatılıyor.
Geçenlerde iki ayrı blogcu aynı mim oyunu sorularıyla beni mimlemişler. 1- Tekno Murat Blog 2- Vişne Ağacı Cevap vermede biraz geciktiğim için kendilerinden özür dilerim. İkisi de bana bildirmediler. Birisini technorati bana bildirdi diğerini kendim onun yazılarına bakarken fark ettim. Daha başka beni mimleyip de cevap alamayan varsa bilsinler ki benim haberim olmadı.
Bu mimlemenin konusu: BLOGUNUZUN HAYATINIZDAKİ YERİ
Soru 1- Blog yazmaya ilk defa nasıl başladım?
Cevap 1- 2006 Mayıs ayından önce MSN ile birkaç arkadaşla çet yapıyordum. Onlardan biri bana 19 yaşındaki kardeşinin bir site kurduğunu, 12000 üyesi olduğunu ve çok iyi reklam geliri kazandığını anlatmıştı. Bu fikir bana çok cazip geldi. O çocuğun sitesini inceledim. İslami konularda çok detaylı içeriği olan bir sitesi vardı. Ben de site kurayım dedim. Araştırdım sonunda bunun çok zor olduğunu öğrendim. Tabi o zaman hiçbir bilgim yoktu. Site kurmayı çok fazla temelinden araştırmışım. O şekilde gerçekten çok zor. Daha sonra MyNet hazır site aracından edindim. Ama kimse oluşturduğum sayfalara gelmiyordu. Sonra Googlepages ile birşeyler yaptım. Yine halka açılamamıştım ![]()
Sonunda blogcu.com’u keşfettim. Kimse bana anlatmadı. Tesadüfen bir sitedeki Google reklamlarından reklamını görerek üye olmuştum. Blogculuk hayatına böylece başladım. Karşılıklı yorumlaşmaları filan o kadar sevdim ki ilk amacımı tamamen unuttum. Ancak bir buçuk yıl sonra kendime site edinebildim. Ama o MSN arkadaşımın kardeşininki gibi büyük bir site yapabilmem çok zor. Hâlâ hangi konuda yoğunlaşıp o konuda bir site yapacağıma dair bir fikrim yok. Burada birkaç alt alan adı ile birkaç konuda blog tarzı siteciklerim var. Bakalım zaman ne gösterecek.
Soru 2- Blog yazılarımın konusunun belli bir çizgide olması için çaba gösteriyor muyum? Yoksa içimden geldiği gibi mi yazıyorum?
Cevap 2- İstediğim konularda yazıyorum. Hiçbir yazım içimden gelmediği halde yazılmış değildir. Öyle olsaydı günde 20 yazı bile yayımlayabilirdim. Maksat çok zengin içerikle Google’dan mümkün olduğu kadar ziyaretçi çekip reklam geliri elde etmek olsaydı öyle olurdu. Konularım burada yeni sitemde birkaç alt alan adı altında ve o alt alan adları altında çeşitli kategorilerde oluyor. Bu açıdan, kategoriye uygun olacak şekilde yazılarımın çizgisine dikkat ediyorum. Mevcut kategorilere uygun olmayan yazılarım için yeni kategori oluştururum. Her bir yazımın SEO için uygun olmasına dikkat ediyorum. Anahtar kelimelerin dağılımı, kategori, etiket, başlık her şey bir yazıda aynı alanda aynı konuda olmalı. Bunu nadiren ihmal ederim.
Soru 3- Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor muyum?
Cevap 3- Maalesef tam tersi gün içinde bazı şeyler için blog yazmadan feragat ediyorum.
Soru 4- Blog yazmak benim için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya başladı mı?
Cevap 4- Soru anlaşılamıyor. “Zorunlu bir hal almaya başladı mı?” sorusundaki “zorunlu” sözcüğü “mecburi” anlamındadır. Bu bağlamda “artan bekleyiş”ten kasıt nedir anlaşılmıyor. Bu mim oyununun sorularını kim hazırlamışsa ne demek istediğini iyi ifade edememiş.
Soru 5- Blog yazmayı daha ne kadar sürdüreceğim?
Cevap 5- Yıllarca sürebilir. Belki de ömür boyunca. Öyle görünüyor.
Şimdi sıra geldi benim kimleri mimleyeceğime: F tipi blog, Doğancan Ülker, Hüseyin, Sedencik, Karafakiden, Kayra
Not: Bu belirttiğim blogcular bu oyunu devam ettirmede serbesttirler. Kabul etmedikleri takdirde benden özür dilemeleri gerekmez. Ayrıca, beni mimleyen iki kişinin beni mimlediklerini bana haber vermemeleri galiba bu oyunun yeni bir kuralı. Onun için ben de bu blogculara haber vermiyorum. Buradan okurlarsa görürler.